OSMANLI TARİHİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OSMANLI TARİHİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2015 Salı

Padişahların Unutulmaz Sözleri

Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir.
Sulatan  II.Abdülhamid Han

19 Temmuz 2015 Pazar

Padişahların Unutulmaz Sözleri

Sultan IV. Murad:
Allah, peygamber korkusu bilmez alçaklar! Unutmayın ki, intikam gecikir ama asla yaşlanmaz!

Bağdat'ı almaya çalışmak, Bağdat'ın kendinden daha mı güzeldi 


Kanuni Sultan Süleyman:

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Yavuz Sultan Selim:

Devletleri yıkan tüm hatanın altında, nice gururun gafleti yatar.

Şahım sen herkesi sadık yar sanma. Sen herkesi dost mu sandın? Belki o, düşman olur. Sadık ol, belki o alemde komutan olur. Yar olur, düşman olur, komutan olur, sevgili olur.(Şah İsmail'e)

Padişahların Unutulmaz Sözleri

Fatih Sultan Mehmet:

Baba, eğer padişah siz iseniz geliniz ve ordunun başına geçiniz. Yok, eğer padişah ben isem, size emrediyorum! Gelip ordunun başına geçiniz.


İmparatorunuza söyleyin, şimdiki Osmanlı padişahı öncekilere benzemez. Bizim gücümüzün ulaştığı yerlere, sizin imparatorunuzun hayalleri bile ulaşamaz.


Ey Konstantiniye, ya sen beni alırsın, ya ben seni alırım.




16 Temmuz 2015 Perşembe

Süleymaniye'yi bitiremeseydi başına ne gelecekti ?






















Mimar Sinan hatıralarında, ‘kalfalık eserim’ diye nitelediği Süleymaniye Camii’ni yaparken, işi yavaşlattığı hatta savsakladığı dedikodusu yayılır. “Mimar Sinan iskeleyi sökmüyor, çünkü iskele sökülürse kubbe çökecek.” söylentileri çıkar ve bunlar, padişahın kulağına kadar gider. Cami inşaatına ani bir baskın yapan Kanuni Sultan Süleyman, Sinan’dan kesin bir tarih vermesini ister. Mimar, “İki ay sonra bu bina biter.” der. Ustanın, kendisini anlamadığını düşünen padişah, sorusunu yineler; ama Sinan’dan yine aynı cevabı alır: “İki ay sonra biter!” Kanuni, etrafındakilerin de şahit olmasını isteyerek, yaptığı cami Ayasofya’dan yüksek olmadığı için Fatih tarafından elleri kestirilen Fatih Camii’nin mimarı Sinaneddin Yusuf Bin Abdullah’ı (Sinan–ı Atik) hatırlatır: “Umarım, dedem Sultan Mehmet Han’ın mimarı sana örnek olarak yeter. Mimar! Hele iki ay sonra bitmezse seninle konuşuruz!” der ve saraya gider. Kanuni dahil pek çok kimse caminin iki ay içerisinde bitirileceğine inanmaz. Ancak Sinan, söz verdiği tarihte Süleymaniye’yi bitirir. İki ay aradan sonra camiyi ziyarete gelen Kanuni, gözlerine inanamaz. “Caminin kapısını açmayı en çok hak eden kişi kimdir?” diye sorunca, etrafındakiler “Koca Mimar” cevabını verir. Padişah da “Allah’ın rahmeti ve rızası üstüne olsun.” diyerek anahtarı mimara  uzatır

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Ertuğrul Gazi

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte yaygın görüşe göre Ertuğrul Gazi 1189´ da doğmuş 1231 de Söğüt e yerleşmiş 1281 vefat etmiştir. Babası Süleyman Şah, annesi Hayme Ana, eşi ise Halime Hatundur. Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Gâzinin babasıdır. Oğuzların Bozok koluna bağlı Kayı boyundan Süleyman Şahın oğludur. Cengiz´in İslâm memleketini talan ettiği sırada babası, Selçuklu topraklarında yaşamak üzere kabîlesiyle berâber ülkesini terk etmiş, Amu Deryâ´yı geçip, Oğuzların yoğun olduğu Ard havzasına gelmiştir. 1220´lerde Horasan´ın kuzey sınırına, oradan Karakum Gölünün güneyine, oradan da Merv yoluyla Ahlat´a ulaşmıştır. Moğol ateşinin Doğu Anadolu´yu da sarması üzerine kabîlesine daha uygun bir yer arayan Süleyman Şah, Rakka civarında Ca´ber Kalesi yakınında Fırat Nehrinden geçerken boğulmuştur. Babalarının vefâtından sonra, Ertuğrul Gâzi kabîleye reis seçildi. Ağabeyleri Sungur Tekin ve Gündoğdu, kendilerine tâbi kabîle mensuplarıyla berâber Ahlat´a geri döndüler. Ertuğrul Gâzi ise, kardeşi Dündâr Beyle berâber batıya hareket etti. Sivas yakınlarında konakladıkları sırada Selçuklu ordusu ile büyük bir Moğol birliğinin savaşına şâhid oldular. Selçukluların yenilmekte olduğunu görünce, yiğitlik ve mertlik esaslarına göre, kuvvetleriyle onların yardımına koşan Ertuğrul Gâzi gâlip gelmelerini sağladı. Bunun üzerine Selçuklu Devletinin hükümdârı bulunan Sultan Alâeddîn, Ertuğrul Gâziye iltifât ederek hil´at gönderdi ve Ankara yakınındaki Karadağlar mıntıkasını ıktâ olarak verdi (1230). Ertuğrul Bey, bir müddet burada kaldıktan sonra, oğlu Savcı Beyi Konya´ya gönderince, Bursa ile Kütahya arasındaki Domaniç Dağları yaylak, Söğüt ile Karacaşehir kışlak olmak üzere kendilerine verildi. Bunun üzerine Ertuğrul Gâzî aşiretiyle berâber gelip, Söğüt ve Domaniç´e yerleşti. O civarlarda oturan Afşar (yâhut Alişar) ve Çavdar aşîretlerinin etrâfa verdikleri zararlara mâni oldu. Hıristiyan tekfûrlarla da iyi geçinmeye dikkat etti. ertugrulgaziturbe1Adâleti, halka olan iyi muâmele ve yardımları o kadar çoktu ki, Hıristiyan tebaa bile kendisini sevip sayıyordu. Ertuğrul Gâzinin günden güne kuvvetlenmesi Karacahisar tekfûrunu kendisine cephe almaya yöneltti. Bunun üzerine Ertuğrul Gâzi Konya´ya giderek Sultan Alâeddîn´i bu hisarın fethine teşvik etti ve berâberce gelerek Karacahisar´ı kuşattılar. Moğolların Konya Ereğlisi´ni kuşatması üzerine, Sultan Alâeddîn geri döndü. Ancak Ertuğrul Gâzi muhâsaraya devâm etti. Bir müddet sonra kaleyi fetheden Ertuğrul Gâzi, tekfûru ve diğer esirleri kardeşi Dündar Gâzi ile birlikte Konya´ya Sultan´a gönderdi. Ertuğrul Gâzi, Selçuklu Sultânı Alâeddîn´in vefâtına kadar altı sene etrâfın fethi ve İslâmiyetin yayılması için bütün gayreti ile çalıştı. Sultânın vefâtından sonra, Selçuklu hükümdârları arasındaki taht ve taç kavgalarına karışmayarak Söğüt uç bölgesinde tekfûrlarla mücâdeleye devâm etti. 1281 yılında 92 veya 96 yaşındayken Söğüt´te vefât ederek oraya defnedildi. Ertuğrul Gâzi, çevresinde bulunan beyliklerden devletlerin durumlarını ve siyâsî şartlarını gâyet iyi değerlendirirdi. Komşuları ile dâimâ iyi geçinerek aşîret ve tebaasını güçlü bir durumda huzûr ve râhat içinde yaşattı. Çok cömert olan Ertuğrul Gâzi, fakirlere, düşkünlere dâimâ yardım ederdi. Yarım asır adâletle idâre ettiği bölgede Hıristiyanlara da İslâmiyeti sevdirdi. Ertuğrul Gâzinin ölümünden sonra, küçük oğlu Osmân Gâzi, kavim ve kabîlesinin reisi oldu. Osman Beyin bağrından çıkarak denizleri, diyarları, kıtaları ve ülkeleri muhteşem dalları arasına alacak olan çınarın kökü toprağa yayılmaya başladı. Öyle ki, bu çınarın gölgesi altında bütün insanlık, Asr-ı Saâdetten sonra, bir daha görüp hayâl edemediği bir şekilde tam altı asır yaşadı. (alıntıdır)

12 Temmuz 2015 Pazar

Osmalıda ilklerden bazıları

1)İlk Osmanlı padişahı Osman Bey’dir. 2)Osmanlılar’ın ilk başkenti Söğüt’tür. 3)Bizans’la yapılan ilk savaş Koyunhisar Savaşı’dır. (1302) . 4)Osmanlılarda ilk defa Beylik’ten devlete geçiş Orhan Bey zamanında olmuştur. 5)Osmanlılarda ilk olarak “Sultan” ünvanını kullanan Orhan Gazi’dir. 6)Sikke adı verilen ilk Osmanlı parası Orhan Gazi tarafından bastırılmıştır.(1327) 7)İlk Divan Teşkilâtı Orhan Bey tarafından kuruldu. 8)İlk Osmanlı Vezirlik sistemi Orhan Bey zamanında kuruldu. 9)İlk Osmanlı Veziri Alaaddin Paşa’dır. 10)İlk Osmanlı kadısı Karacahisar’a tayin edilen Karamanlı Dursun Fakih’tir. 11)İlk vakfı Orhan Bey kurdu. 12)İlk düzenli ordu Orhan Bey tarafından kuruldu.

CERRE ÇIKMAK

Cerre çıkmak, Ramazan geleneklerinden birisiydi. Osmanlı Devleti‘nde medreselerde yaz tatilleri ‘Üç Aylar‘da verilirdi. Bu tatillerde seçilmiş medrese talebeleri hem kendi bilgilerini pekiştirmek, hem de dinî konularda halkı aydınlatmak için İmparatorluğun farklı bölgelerine gönderilirlerdi. Bu gönderme olayına “cerre çıkmak” denirdi. Medrese öğrencileri için cerre çıkmayı bir noktada bugünkü üniversitelerin staj eğitimleri gibi de anlamak mümkündür. Cerr de kelime anlamı itibarı ile kendine çekmek, cezbetmek manasındadır. http://www.tecrubelikutuphane.com

Osmanlıda veresiye defteri olayı

Osmanlı’da Ramazan günlerinde zenginler, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav vb. dükkânlarına girer, onlardan Zimem defterini yani veresiye defterini çıkarmalarını isterdi. Baştan, sondan ve ortadan rastgele sayfaların yekununu yaptırıp, “Silin borçlarını… Allah kabul etsin” der, çeker giderlerdi. Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu; borcu sildiren, kimi borçtan kurtardığını bilmezdi. (http://www.tecrubelikutuphane.com)

OSMANLI...

Osmanlı’da kasaplık sürekli hayvan kesme ve et parçalama üzerine olduğu için merhametleri azalabilir diye devlet , altı ayda bir kasapları izne çıkarır ve onların bahçıvanlıkla meşgul olmasını sağlardı . Böylece kaybettiği insani duyguları yeniden kazanması sağlanırdı. (Tarih Öğreniyorum)

14 Haziran 2015 Pazar

Kanuni'nin ince düşüncesinden bir örnek

Rusların borç isteğine vezir tereddütlü bakınca Kanununi "ver ver! bugün borç alan yarın emir alır" der.

12 Haziran 2015 Cuma

Akka Müdafaası ve Cezzar Ahmet Paşa

1798 yılında Mısır'ı işgal eden Napolyon Bonapart'ı Akka müdafaasında ilk kez mağlup etmeyi başaran Türk komutanı Cezzar Ahmet Paşadır.

7 Haziran 2015 Pazar

Tarihden hatıralar

Yavuz Sultan Selim'in 60 bin kişi ile 10 günde geçtiği sina çölü'nü, 300 yıl sonra Napolyon Bonopart 15 bin kişi ile 20 günde zor geçmiştir.(tarihhane)

31 Mayıs 2015 Pazar

Birinci Murad'ın şehadeti

1.murat üst üste 36 savaşta yenilgi yüzü görmemiştir.(1360-1398) 37.de şehit olmuştur.